9 Eylül 2011 Cuma

bir avm bir mescit...

bayram tatilinde zsarenin bayram harçlıklarını harcamak biraz da okul alışverişi yapmak için istinye parkın yolunu tuttuk...
içeride biraz fazla oyalanınca namazımızı da burada kılalım dedik...
muhteşem bir sürpriz bizi bekliyordu...


avm yönetimi mesciti daha doğrusu dua odasını harika bir mescite dönüştürmüş....
özel bir çalışma yapmışlar...
zaman gazetesinin cuma ekinde şöyle bahsetmişler...
Mescidin mihrabı için özel kalıp döktürülmüş. Vav harfleriyle süslenen kubbe de özel döküm. Kaya Üçer, "Kubbedeki vav harfleriyle Allah'ın gözü üzerinizde mesajı veriliyor." diyor. Vav'ın ortasından yansıyan ışık amber rengi. Nur anlamını vermek için bunu tercih etmişler. Duvarlardaki hatlarda "Lailahe İllallah ve Muhammeden Resullullah" ve "ikra" yazıyor. Üçer, insanımızın 'oku' emrine ihtiyacı olduğu için bu ayeti yazdıklarını söylüyor ve "İkra, yani oku kelimesini hem Arapça hem de Türkçe yazdık. Bir AVM mescidinden çok daha öte bir çalışma oldu. Sanırım insanlar İstinyepark'a sadece alışverişe değil, bu mescidi görmeye de gidecek." diyor.


zsarem de dua ediyor benimle....


10 Ağustos 2011 Çarşamba

ilk teravih namazı...


Resullullah (SAV) Efendimiz ramazan ayında kılınan teravih namazının fazileti hakkında, "Teravih namazını kılan kimse her gece teravih kıldığı zaman başka hal alır" buyurmuştur.
Dün ramazanın 10 gecesi idi ve teravih namazını kılana "Allah (cc) dünya ve ahiret selameti verilir." müjdesi vardı. biz de buna nail olabilmek için niyetlendik...





zsare için tabi ki bilinçli kılınan ilk teravih namazı değil ama kıldığı ilk teravih namazı...
on bir ayın sultanının gelmesi ile birlikte camilerde teravih namazı coşkusu başladı...
şükürler olsun oturduğumuz semtte ramazanın gelişini sokak etkinlikleri ile, mukabeleler ile, teravihler ile hissedebiliyoruz...
bu durumun çocuklarımızın da farkında olması lazım diye düşünüp orucumu açarken bir bardak su da zsareye verip al kızım orucunu aç diyorum...
nedense yemek yemek istemediği zaman ben oruçluyum diyip yemiyor ama ardından da bir paket çikolata yiyor, hani sen oruçlu değil miydin diyince de yemek değil ki bu diyor :)
zsareyi akşam bizimle beraber camiye götürdük...
çok mutluydu...
namaz boyunca teyzesinin ve benim yanımdan hiç ayrılmadı ve tüm hareketleri yaptı...
hatta yanımızda namaz kılan kızları bayağı bir güldürdü...
aralarda çekilen salavatlara da bağıra bağıra eşlik etmeyi de eksik etmedi...
cami güzel miymiş, yarın da teravih namazı kılmaya gelelim mi sorusuna büyük bir sevinçle eveeeeet diye cevap verdi...
Rabbim namazı hakkıyla kılan kullarından eylesin kızım seni...
inşallah ibadet aşkı içinde hiç sönmesin...


1 Ağustos 2011 Pazartesi

beş günlük izin...

geçen hafta beş gün izinli idik....
hafta sonu ile birleşince dokuz gün...
insan her anını doya doya yaşamak istiyor...
önce yalovaya oradan da armutluya geçmek idi planımız ama malesef yalovada kalacağımız yazlıkta misafirler olduğu için gidemedik...
hayırlısı dedik...
biz de babamızla istanbulda gece gündüz gezdik bu iki gün...
zsare de uyumayıp bize bayağı eşlik etti....
cumartesi göz doktoruna randevumuz olduğu için babamız da işten erken geldi...
fakat yetişemedik...
çünkü zsare yeni uyumuştu kıyamadım uyandırmaya....
uyandığında da yetişemeyeceğimiz için gitmedik...
tatil alışverişimize devam ettik büyük bir zevkle...
akşam da babamızla bahçeşehire gittik...
önce parkta biraz oynadı zsare...
sonra yemek yedik...
biraz da madoda oturup dondurma yedik...
eve döndüğümüzde sanırım gece iki olmuştu...
çok eğlenceli bir gün geçirmişti zsare....
parkta kaydıraktan uçup da yere düşüşünü saymazsak :)

şirinem ve şirine...

derken armutlu günümüzde geldi çattı....
zsare o kadar mutlu ki anlatamam...
deniz, havuz, yeni aldığı mayokinisi, şapkası falan derken tam tatil modunda...
deniz otobüsüne bindik....
bir saat on dakika sonra vardık armutluya...
hemen evimize yerleştik, alışveriş yapıp, yemeğimizi yedik ve hemmen havuza...
akşam dokuz-oniki seansı...
çok eğlenceli idi....
kaydıraklar süperdi...
özellikle üçlü kayınca...
gülmekten çenemiz ağrıdı bile diyebilirim...
zsare de çocuk havuzunda çok mutlu idi...
gökkuşağı kaydırağından kaydı...
her gün önce denize sonra havuza gittik...
biz çok eğlendik...
ramazan öncesi kısa ama güzel bir tatil oldu....
hani bir firmanın sloganı var ya bayılıyorum ona...
hepimiz tatil için çalışıyoruz....
herkese bol tatilli güneşli mutlu huzurlu günler,
güzel ramazanlar dilerim...

20 Temmuz 2011 Çarşamba

birkaç profesyonel çekim...


iş yerimden bir arkadaşım...
dilek...
profesyonel çekim yapıyor...
bize geldiklerinde sağolsun makinesini de getirmişti...
eee karşısında da üç tane birbirinden güzel model olunca o da bol bol bastı deklanşöre...

zsare ve melek yağmur...

zsare ve dila....
ellerine sağlık dilekcim....
çocuklarımıza güzel hatıralar bıraktın...
o kadar çabuk büyüyorlar, o kadar hızlı değişiyorlar ki....
hepsini not etmek, anımsamak gerek ama imkansız....
hiçbir anı unutmasak....
 canım kızım...

12 Temmuz 2011 Salı

serap&cihan evlendi :)

veeee mutlu son...
serap teyzemiz ve damadımız cihan 26 haziran pazar günü evlendiler...
büyük bir koşuşturmanın ve heyecanın ardından evet dediler...
teyzemiz her zamanki gibi çok güzel olmuştu....
tabi damadımız da...


kına gecesi, nikah, düğün yemeği derken bi de bakmışız kuş yuvadan uçmuş...
yeni bir yuva kurmuş...
kendisi pek ağlamasa da, arkasından ağlayanlar çoktu...

bu da benim minik kuşum....
bizim de o günlerimiz gelecek mi???
kardeşi evlendirmek bile zorken insan kızını evlendirmek nasıl bir duygudur????

9 Haziran 2011 Perşembe

zsare işte 3...

serap teyzemizin evlilik gününün yaklaşması nedeni ile bizde de yoğunuklar başladı....
annemin de yapacağı işlerin artması ile ben de zsareyi işe götürmeye karar verdim...
hem ona da bir değişiklik olur hem de beraber oluruz diye...
güzel bir gün oldu...
yorucu bir gün oldu...
insanların onunla ilgilenmesi çok hoşuna gittiği için bol bol sevindi...
bol bol boyama yaptı...
öyle ki boya kalemlerini bitirdi...


zsare bizim işyerinin kapısının önünde hava alıyor, çiçekleri seviyor:)

sonra da serviste mışıl mışıl uyudu...
sabah erken kalkıp gün içinde de hiç uyumayınca ve de o kadar çok koşturunca oraya buraya.....
serviste, anne kucağına alır mısın beni dedi ve aldığım gibi gözlerini kapattı ve anında uyudu minik meleğim...


antikköy...

pazar günümüzü çiçek böcekle dolu bir yerde geçirmeye karar verdik...
daha doğrusu babamız karar verdi biz de ona uyduk :)
iyi de oldu...
antikköy'ü bir arkadaşımdan duymuştuk daha önce...
gidip biz de bir görelim dedik...
çatalcada.. biraz uzak ama görülmeye eğer midillliler var...
zsare için karnı aç, kalbi tok bir gün oldu...
biz kahvaltıya gittik oraya...
zeytin peynir omlet ve kızartma kalmıştı sadece bizim nasibimize açık büfeden...
he bi de sadece bir bardak çay...
zsare de bunların hiçbirinden yemedi...
ama doyasıya parkta eğlendi...
atlara otlar yedirdi...

zsare babası ile midillileri yediriyor.... hiç de korkmuyor!!!

midillilere tek kelime ile bayıldı...
çimlerde çıplak ayakla dolaştı....
sevinç çığlıkları attı...
bol bol eğlendi, daha çok babası ile...
ben de dinlendim:)
alıştığımız açık büfe pazar kahvaltısı anlayışımızdan biraz uzak olsa da doğal güzellikler onların yerini doldurdu...
en azından zsarenin mutlu olması benim için herşeye değerdi...