15 Ocak 2012 Pazar

maç seyrediyoruz...

cumartesi akşamı stada maç seyretmeye gittik...
tabi yaaa maçı seyretmeye yemek yemeğe değil :)
maç bahane ama yemekler de şahane....
karnımızı güzelce doyurduktan sonra maçı seyretmeye geçtik...
yemeğimizi yerken de seyrettik tabii...
her anı gollerle dolu bu maçı seyretmemek de olmazdı hani...
kolay mı altı tane gol gördük :)


çaylarımızı yudumlarken üşüyenler içeride...
maçı daha yakından seyretmek isteyenler dışarıda....
zsare ise bir içeride bir dışarıda :)
benimse onun için endişelenmeme gerek yok...
çünkü her zaman ki gibi etrafında melekler gibi teyzeler...



güzel bir pazar kahvaltısı....

hep birlikte güzel bir pazar kahvaltısı yaptık geçen hafta...
inşallah bu birliktelik hiç bozulmaz...
çoğalarak devam eder:)

30 Aralık 2011 Cuma

veli etkinliği...

kreşimizde her velimiz kendi sınıfına gidip bir veli etkinliği yapıyor...
zsarenin de sınıfında ben de bir veli etkinliği olarak çevre konusunu seçtim...
müdürlüğümüzün yaptırdığı çizgi filmi ve de hazırlattığı broşürleri de alıp okulun yolunu tuttum...
okula giderken hani derler ya nur yüzlü yaşlı bir teyze gerçekten de öyle, yolumu kesip birkaç nasihatta bulundu :)
güzel şeyler söyledi...

zsarenin okuluna varıp öğretmeni ile kısa bir görüşme yaptıktan sonra beraber sınıfa geçtik....
zsare bir mutlu bir mutlu....
ama hiç da yerinden kalkmadı, aşırılık yapmadı...
öğretmen hemen sordu kim geldi çocuklar??
hep bir ağızdan:
zsarenin annesiiiiiiiiii.....
zsarenin ağzı kulaklarında :))

(zsare en baştaki pembe elbiseli...)

çizgi filmimizi izledik, birkaç bişi konuştuk, sonra da çevre bilgi ve bulmaca kitapçıklarımızı dağıttıktan sonra zsare ile birlikte öpüştük, koklaştık, onlar yemeğe ben de eve döndüm...
zsare ile de anlaştık evde buluşmak üzere...

15 Kasım 2011 Salı

20.09.2011

kızımın okul hayatının başlayışının tarihi...
her ne kadar ben küçük olduğunu düşünsem de kıyamasam da...
zsare için başladı bu koşturmaca...
inşallah hayırlı olur herkes için...

içime sindiremeyince bloga da yazamadım bir türlü...
nerdeyse iki ay olmuş...

minicik elleri ile bana resimler yapıyor...
minicik dudaklarından dualar dökülüyor...
yemeğini kendisi yiyor...
ayakkabılarını kendisi çıkarıp giyiyor...
nasıl düşünmeyeyim ki.....

ilk gün okula ben de gittim onunla...
yemek yiyişini seyrederken gözlerim doldu...
minicik elleriyle kaşığını tutuyor ve çorbasını ağzına ulaştırmaya çalışıyor...
şimdiden hayatın zorluklarına hazırlanıyor küçük yürekler...

çalıştığım için kıyamıyorum ona ama ev hanımı olan anneler de gönderdiği  için ve çok çok güvendiğimiz doktorumuz önerdiği için biraz rahatlıyorum...
evde de olsam belki de gönderirdim diyorum...
evde çocukları oyalamak zor...
hele de o evde tv varsa daha da zor...
herhalde sabahtan akşama kadar çizgi film seyretseler bıkmazlar...
okulun getirdiklerinin yanı sıra evde tv izlemenin götüreceklerini de engellemesi süper...

zsare 3 yaşına doğru başladı anaokuluna...
yıl sonu doğumlu olması daha yaşını doldurmadan okula başlamasını gerektirdi...

bu arada o bir anaokulu öğrencisi...
kreş değil...
kendisi öyle diyor...
doğru da söylüyor aslında...
orası bir anaokulu....

zorluklar yaşıyoruz tabi...
en zoru sabah uykusundan uyanması oluyor sanırım onun için....
hele de akşam erken yatmak istemediği gecelerin sabahında....

gündüz anneannesi ile iken annemin deyişi ile  günde beş yüz sefer arayıp soruyordum ne yapıyor diye...
küçük hanımefendi derste olduğu için tabi sıklıkla arayamıyorum öğretmenini ve de zsareyi...
merak ediyorum...
şöyle bir kamera olsa da bütün gün izlesem diyorum bazen...

anaokulu zsareye çok şey kattı aslında..
bazen iyi ki de gidiyor diyorum...
bazen de yanında olamadığım için üzülüyorum daha önceleri de üzüldüğüm gibi...

okulun ilk günü yanında idim...
ikinci günü de anneannesi...
üçüncü günü babaannesi...
dördüncü günü de zsarenin bebeklik arkadaşı ahmet ona ziyaret için uğramış...
zaten ilk hafta yarım gün ve dört gün gittiler okula...

ikinci hafta sabah yine babası ile ben okula bıraktık...
biraz bekleyip çıktık...
diğer günler hep babası bıraktı...


-mavili kız benim mavişprensesim-
-okulun ilk günü babasının objektifinden zsare-
-sınıfın penceresinden gizlice çektik :) -






10 Kasım 2011 Perşembe

bayram şekeri...

güzel bir bayram geçirdik...
mutlu hayırlı uğurlu günler dilerim herkese....

zsarem...
saçlarımız pek bir dağınık çıkmış ama neyse....

12 Eylül 2011 Pazartesi

ortaköy, boğaz turu, istinye park...

pazar günü evde miskin miskin otururken demicem, harıl harıl iş yaparkeeeennn...
babamız hadi bir boğaz turu yapalım dedi :)
dedemiz de bilecikte olunca anneannemiz ve teyzemizi de almaya karar verdik...
zaten zsare şeymanın geleceğini duyunca havalara uçtu....
yoğun ve sıkıcı bir trafikten sonra, (şükür ki zsare arabada uyudu!!) ortaköye vardık....
biraz takıcılara tokacilara şallara baktıktan sonra boğaz turumuzu yapmak için atladık gemiye...
zsare o kadar mutlu ki....
onu öyle görmek herşeye değer....
saat 19.00 civarında binince hem aydınlıkta hem de karanlıkta boğazı seyretme şansı bulduk...
her türlüsü şahane...
çok güzel bir nimet...
hava biraz soğuktu ama birer çay alıp, yudumlaya yudumlaya içerken boğazı seyretmeye başlayınca soğuk da üzmedi bizi...
zsareyi de kat kat şallara sardım...
anneannesinin yanında boğaz keyfinde....



şeyma teyzemizi bir türlü yakalayamadık, fotoğraf çekmek için....
rüzgar izin vermedi.... sürekli saçını başını toplamakla uğraştı...

üst kat biraz daha fazla esintili olsa da daha güsel idi...
anneannemiz de orada kalma istedi...
biz de zsare daha fazla üşümesin diye arada aşağıya indik...
tabi zsare anneannesini istediği vakit kendimizi yukarıda bulduk...

turumuz bitince hepimizin yüzünde muzurca bir gülümseme babamıza bakıyoruz...
neden acaba???
ee gezi sona mı erecek ki??
vee babamız beklenen cevabı verdi...
istinye parka gidelim...
bir balık yeriz....
istinye parka gittik ve biraz mağazaları gezdik...
esse indirime girmiş zsare de bu fırsatı değerlendirip renkli muffin kalıpları aldı...
kek yapacakmış...
he bunlardan işte...
bu arada eve gider gtmez de anne hadi kek yapalım demesin mi???
ne yazık ki dolapta yumurtamız kalmamıştı :)

biz de biraz fazla oyalanınca istinye parkta balıkçının kapanışına yetiştik ama servisi kapanmıştı...
dolayısı ile balık yiyemedik..
maalesef hazır bişiler yemek zorunda kaldık :(

zsare o kadar acıkmış ki...
patatesleri çabuk çabuk yedi bitirdi...
pek sağlıklı olmasa da yapacak bişi yok artık....
babamız bize en son bi de dondurma ısmarladı ve gezimizi sonlandırdık....
babamıza kocaman teşekkürlerimizi gönderiyoruz...
 

 




9 Eylül 2011 Cuma

bir avm bir mescit...

bayram tatilinde zsarenin bayram harçlıklarını harcamak biraz da okul alışverişi yapmak için istinye parkın yolunu tuttuk...
içeride biraz fazla oyalanınca namazımızı da burada kılalım dedik...
muhteşem bir sürpriz bizi bekliyordu...


avm yönetimi mesciti daha doğrusu dua odasını harika bir mescite dönüştürmüş....
özel bir çalışma yapmışlar...
zaman gazetesinin cuma ekinde şöyle bahsetmişler...
Mescidin mihrabı için özel kalıp döktürülmüş. Vav harfleriyle süslenen kubbe de özel döküm. Kaya Üçer, "Kubbedeki vav harfleriyle Allah'ın gözü üzerinizde mesajı veriliyor." diyor. Vav'ın ortasından yansıyan ışık amber rengi. Nur anlamını vermek için bunu tercih etmişler. Duvarlardaki hatlarda "Lailahe İllallah ve Muhammeden Resullullah" ve "ikra" yazıyor. Üçer, insanımızın 'oku' emrine ihtiyacı olduğu için bu ayeti yazdıklarını söylüyor ve "İkra, yani oku kelimesini hem Arapça hem de Türkçe yazdık. Bir AVM mescidinden çok daha öte bir çalışma oldu. Sanırım insanlar İstinyepark'a sadece alışverişe değil, bu mescidi görmeye de gidecek." diyor.


zsarem de dua ediyor benimle....