27 Mayıs 2010 Perşembe

turkuazoo...

geçen pazar günü mehcim zsare balıkları çok sevdiği için bizi, turkuazoo ya götürdü...
zsare arabada uyuyunca biz de biraz forum istanbulu gezdik...
uyanınca da bir kahve molası verelim dedik...
zsare ye de bir tost söyledik...
zsare dışarıda böyle oturmaları falan çok seviyor...
ayrı bir havalara giriyor büyümüş büyümüş...
bir kahve molasından sonra baladık turkuazoo yu gezmeye...

büyük bir mekan birçok balık...
birbirinden değişik ve ilginç balıkları görünce Rabbime bir kez daha şükrettim...
maviliklerin derinliklerinde ne de çok canlı yaşıyormuş...
akvaryumun ilk bölümünde Mekong ve Amazon Nehri'nden getirilen tatlı su balıkları ikinci bölümünde ise köpek balıkları ve nesli tükenen orfoz yer almakta...
turkuazoo yu gezerken ayrı bir dünyaya giriyorsunuz, dalgıçlık falan yapmıyorsanız bu güzellikleri görmenin en kolay yolu bu sanırım...
on bine yakın canlı olan turkuazoo da süslü inek balığı, mercan, 2-3 m boyundaki  Sand Tiger ve kırmızı gözlü piranalar eee ve de tabi ki köpek balığı en çok dikkatimizi çekenler oldu...
ilginç bilgiler edinebilirsiniz burada, mesela köpek balıkları günde 5 kilo balık yiyorlarmış...

ve de karınları tokken kimseyi de yemiyorlar:)
bu arada balıkların yanında yüzme imkanınız var...
dalgıçlar zsarenin dikkatini çekti...
sanırım bu balıkların içinde insanların ne işi var diye düşündü??
zsareye bol bol el salladılar o da onlara... ama şaşkın bir yüz ifadesiyle:)
çocukların gezmesi gereken güzel, büyük bir akvaryum...
turkuazoo dünyadaki en uzun balık tünellerinden biri...
iyi gezmeler...


12 Nisan 2010 Pazartesi

annişko...

benim tatlı kızıma babası bir türlü baba dedirtemezken, sürekli babasına da anne derken cumadan beri diline (nereden duyduysa??) annişko dolamış :)
annişko annişko ortalıkta dolaşıyor...
anneannesine de daha önce annane derken şimdi ona da annişko demeye başladı...
sabah uyanıyor yatağından bağırıyor, annişşşkooo.....
tahmin edersiniz bende de bir mutluluk bir mutluluk efendim kızım uyandım mı, iyi uyuyabildin mi?
günün aydın olsun...
daha neler neler :)
bir yere uzanmak istiyor uzanamayınca annişkooooo....
ben tabi hemen mest, evet kızım gel alalım yapalım....
bu iş böyle giderse her dediğini yapmak zorunda kalcam...
sonumuz hayrolsun:)
bugünlerde zaten bir şımarıklık var üstünde...
durup dururken kendisini yere atıyor sonra ıh ıh, yani acıdı sözde:)
ben de hemen ah kızım düştün mü? hemen elini dizini öpüyorum, seviniyor...
bir iki dakika sonra yine yerde ıh ıh:)
suratının girdiği binbir hali görseniz nasıl yani dersiniz bir buçuk yaşında bir çocuk mu bunları yapıyor??
büyümüş de küçülmüş bu küçükler :)
çok tatlısın kızım...

5 Nisan 2010 Pazartesi

merdivenleri çok seviyorum:)


zsare ve arkadaşı aserhat beraber dışarıda vakit geçirmeyi çok seviyorlar...
zannetmeyin ki ortak oyun oynuyorlar sadece tahterevallide ortak oluyorlar....
en çok da parkta değil de bahçede oynamayı seviyorlar...
çiçeklere cici yapıyor zsare, çimenlerin üzerinde koşuyor, merdivenleri çıkıp iniyor...
biraz düşüyor biraz şap şap sulara basıyor biraz biryerlere tırmanmaya çalışıyor...
aserhat da havuzların kenarında sulara bakıyor, hiç korkmadan koskoca havuzun içine atlamaya çalışıyor:)



işte aserhat ve zsare merdivenleri tırmanmaya çalışıyorlar...
en sevdikleri aktivitelerden biri...
ne kadar masum görünseler de bir de bunun aşağı inişi var...
annelerin ellerinden tutmadan büyüdük havalarıyla :)

2 Nisan 2010 Cuma

ödül...


sevgili turkuaz eşarp bana bu ödülü göndermiş....
teşekkür ediyorum...
bloga çok fazla vakit ayıramıyorum zaman bulup da yazamıyorum çok da...
oysa ki kızıma bir hatıra olsun diye oturmuştum bilgisayarın başına...
ama bu ödülü aldıktan sonra daha hünerli bir blogger olmaya çalışacağım... 


23 Mart 2010 Salı

patates kızartması...



hafta sonu hava çok güzeldi...
bahar geldiğini hissettirdi ılık ılık...
17 dereceyi sıcaklığı gören biz de hemen gidip bir deniz havası alalım dedik...
kilyos sahiline gittik... zsare arabada uyuduğu için güzelliklerin pek de farkında olamadı ama ben uyanınca anlattım ona bol bol :)
deniz havası da alınca karnımız iyice acıktı... yemek yemeğe gittik zsarenin de uykusu bu arada iyice açıldı...
yediğimiz yemeklerden her zamanki gibi yemek istemedi... iştahsız kızım benim....
birkaç dakika sonra, bir de baktım ki karşı masamızda oturan minik kızı dikkatlice izliyor....
ama neden biliyor musunuz çünkü kızın önünde koca bir tabak patates kızartması var ve hapur hupur yiyor....
zsare de özenmiş olacak dedim ve biz de hemen patates kızartması söyledik...
doğru teşhis koymuşuz....
tabağın yarısını yedi diyebilirim... mehcimle çok güldük...
sanırım ilk kez birinin yemeğine özendi.... özendiği yemek de patates kızartması:)
şöyle etli, tereyağlı, sağlıklı bir yemek değil malesef...
ben de zsareye patatesleri kızartma yapar gibi doğrayıp zeytinyağı ve tuz ile karıştırıp fırında pişiriyorum en azından kızartmanın zararlarından korumaya çalışıyorum...
afiyet olsun bitanecik kızım...
sanırım şu an anneannen ile birlikte bahçede koşturuyorsundur....
ben de çalışırken aklımda hep sen, akşama seni göreceğim anı sabırszlıkla bekliyorum....

24 Şubat 2010 Çarşamba

sevgilim misin?

bu hafta annelin dünyasında konu babalar idi...
blogda şöyle diyordu:
"Bizimle evlendiler,sevdik,sevildik, iyi, güzel birkaç seneden sonra bir de bebeğimiz oldu.
Değerler değişmedi belki, ama değişen bir hayat var ortada.2'ydik 3 olduk, belki de 4,5...
Aramızdaki ilişki nerede duruyor şimdi?Sevgi paylaştıkça çoğaldı da, aşk öldü mü?
Artık istediği gibi gezemeyen,başbaşa vakitleri kısıtlı,konuştuğu konular devamlı çocuk mezkezli olmuş ebeveynlerin, kenara köşeye sıkışmış aşk yaşamını ve ebeveyn olduktan sonraki hallerimizi sorguluyoruz.
Soruları babalara soruyoruz."
soruları okuyunca ben de eşimin cevaplarını merak ettim..
ben de sevgilim misin sorusunu Mehcim e sordum...
işte sorular ve cevaplar...

Sevgiliydik, evlendik ne değişti?
Evlilik kurumunu kurarak beraberliğimizin sıcak ve çok değerli yuvasını oluşturduk.
Birbirimizi daha iyi tanıdık, ahiret yolculuğu için birbirimize destek ve yol arkadaşı olduk.
Sevgiliyken yapamadığımız şeyleri beraber yapabilir hale geldik. Topluma, ailelerimize ve
birbirimize karşı olan sorumluluğumuz arttı. Eve bir çiçek alıp, seninle dvd izleyip, sabah namazına kalkıp, erkenden bir kahvaltı yapıp, çay ve kuruyemişi paylaşabilir hale geldik. Ve daha bir çok şey...

Evliydik, çoçuğumuz oldu ne değişti?

Tatlı bir yavrumuz oldu, sende ve bende aile kimliğinin oturmasını pekiştirdi.
Arkamızdan dua edecek hayırlı bir evlat yetiştirme nasibine kavuştuk.

Anne olduktan sonra değiştiğimi düşünüyor musun?

Evet, Çok güzel bir anne haline geldin. Daha olgun hale geldiğini düşünüyorum.
Aile hissiyatının pekiştiğini düşünüyorum.

Sence bebeğimiz olduktan sonra, gözüm hiç birşeyi görmez mi oldu?

Hayır, böyle düşünmüyorum, gözlerin gayet iyi görüyor Maşaallah...

Anneliğim konusunda ne düşünüyorsun?

Çocuğuna bakabilecek en iyi anne tipisin bence, çok tatlısın...

Senin annen gibi bir anne olmamı ister misin?
Hayır, kendin olmanı isterim.

Beni sevgili olarak mı anne olarak mı görmek daha güzel?
Hepsi de çok güzel...

Çalışıyor olmamı nasıl karşılıyorsun?
Olumlu karşılıyorum :)

Baba olmaktan korktuğun oldu mu? Olduktan sonra ne düşündün?
Hayır korkmadım, Baba olmayı sevdim. İnşaallah hayatım boyunca iyi bir babalık yaparım.

Eskisi gibi olamamak seni sıkıyor mu?
Hayır, Yenisi olmak daha güzel.

Gelecek kaygısı yaşıyor musun?
Herkesin yaşadığı kadar, Fakat çok kaygılanmanın gereksiz olduğunu,
Allah'a dua ederek hem bu dünyada hem de öteki dünyada güzelliklere kavuşulabileceğini biliyor, ve bu önde dua ediyorum...

teşekkür ederim bitanem...
tüm anlayışın, saygın, sevgin, bana yaşattığın mutluluk, huzur, zsare ve daha daha..... herşey için...
Seni seviyorum...

22 Şubat 2010 Pazartesi

araba sevdası market sefası...



maviş prensesimin en mutlu olduğu anlardan biri...
araba sevdalısı meleğim benim...
mehcim onun için büyük bir idol olduğu için onun yaptığı herşey de zsare için çok önemli oluyor...
araba kullanmayı o kadar çok seviyor ki oğlum olsa ancak bu kadar olurdu diyorum..
öyle ki oyuncak araba alıyoruz...
oyuncakçılarda akülü araba kullanıyoruz..
sanırım yaza yaşı dolmasa da site içinde kullanabileceği bir akülü araba alırız...
ilk arabam artık kesmiyor minik prensesi...
arabanın arkasındaki sepeti doldurdukça ağırlaşan arabanın etkisiyle ben de ara sıra bişilere çarpmaya başladım bizim kız da araba çarpınca direksiyonu sağa sola çeviriyor, arabayı kurtarmaya çalışır gibi...
sanki geri geliyor gibi..
aynı babası gibi yapıyor...
baba aşığı kızım...