15 Kasım 2011 Salı

20.09.2011

kızımın okul hayatının başlayışının tarihi...
her ne kadar ben küçük olduğunu düşünsem de kıyamasam da...
zsare için başladı bu koşturmaca...
inşallah hayırlı olur herkes için...

içime sindiremeyince bloga da yazamadım bir türlü...
nerdeyse iki ay olmuş...

minicik elleri ile bana resimler yapıyor...
minicik dudaklarından dualar dökülüyor...
yemeğini kendisi yiyor...
ayakkabılarını kendisi çıkarıp giyiyor...
nasıl düşünmeyeyim ki.....

ilk gün okula ben de gittim onunla...
yemek yiyişini seyrederken gözlerim doldu...
minicik elleriyle kaşığını tutuyor ve çorbasını ağzına ulaştırmaya çalışıyor...
şimdiden hayatın zorluklarına hazırlanıyor küçük yürekler...

çalıştığım için kıyamıyorum ona ama ev hanımı olan anneler de gönderdiği  için ve çok çok güvendiğimiz doktorumuz önerdiği için biraz rahatlıyorum...
evde de olsam belki de gönderirdim diyorum...
evde çocukları oyalamak zor...
hele de o evde tv varsa daha da zor...
herhalde sabahtan akşama kadar çizgi film seyretseler bıkmazlar...
okulun getirdiklerinin yanı sıra evde tv izlemenin götüreceklerini de engellemesi süper...

zsare 3 yaşına doğru başladı anaokuluna...
yıl sonu doğumlu olması daha yaşını doldurmadan okula başlamasını gerektirdi...

bu arada o bir anaokulu öğrencisi...
kreş değil...
kendisi öyle diyor...
doğru da söylüyor aslında...
orası bir anaokulu....

zorluklar yaşıyoruz tabi...
en zoru sabah uykusundan uyanması oluyor sanırım onun için....
hele de akşam erken yatmak istemediği gecelerin sabahında....

gündüz anneannesi ile iken annemin deyişi ile  günde beş yüz sefer arayıp soruyordum ne yapıyor diye...
küçük hanımefendi derste olduğu için tabi sıklıkla arayamıyorum öğretmenini ve de zsareyi...
merak ediyorum...
şöyle bir kamera olsa da bütün gün izlesem diyorum bazen...

anaokulu zsareye çok şey kattı aslında..
bazen iyi ki de gidiyor diyorum...
bazen de yanında olamadığım için üzülüyorum daha önceleri de üzüldüğüm gibi...

okulun ilk günü yanında idim...
ikinci günü de anneannesi...
üçüncü günü babaannesi...
dördüncü günü de zsarenin bebeklik arkadaşı ahmet ona ziyaret için uğramış...
zaten ilk hafta yarım gün ve dört gün gittiler okula...

ikinci hafta sabah yine babası ile ben okula bıraktık...
biraz bekleyip çıktık...
diğer günler hep babası bıraktı...


-mavili kız benim mavişprensesim-
-okulun ilk günü babasının objektifinden zsare-
-sınıfın penceresinden gizlice çektik :) -






10 Kasım 2011 Perşembe

bayram şekeri...

güzel bir bayram geçirdik...
mutlu hayırlı uğurlu günler dilerim herkese....

zsarem...
saçlarımız pek bir dağınık çıkmış ama neyse....

12 Eylül 2011 Pazartesi

ortaköy, boğaz turu, istinye park...

pazar günü evde miskin miskin otururken demicem, harıl harıl iş yaparkeeeennn...
babamız hadi bir boğaz turu yapalım dedi :)
dedemiz de bilecikte olunca anneannemiz ve teyzemizi de almaya karar verdik...
zaten zsare şeymanın geleceğini duyunca havalara uçtu....
yoğun ve sıkıcı bir trafikten sonra, (şükür ki zsare arabada uyudu!!) ortaköye vardık....
biraz takıcılara tokacilara şallara baktıktan sonra boğaz turumuzu yapmak için atladık gemiye...
zsare o kadar mutlu ki....
onu öyle görmek herşeye değer....
saat 19.00 civarında binince hem aydınlıkta hem de karanlıkta boğazı seyretme şansı bulduk...
her türlüsü şahane...
çok güzel bir nimet...
hava biraz soğuktu ama birer çay alıp, yudumlaya yudumlaya içerken boğazı seyretmeye başlayınca soğuk da üzmedi bizi...
zsareyi de kat kat şallara sardım...
anneannesinin yanında boğaz keyfinde....



şeyma teyzemizi bir türlü yakalayamadık, fotoğraf çekmek için....
rüzgar izin vermedi.... sürekli saçını başını toplamakla uğraştı...

üst kat biraz daha fazla esintili olsa da daha güsel idi...
anneannemiz de orada kalma istedi...
biz de zsare daha fazla üşümesin diye arada aşağıya indik...
tabi zsare anneannesini istediği vakit kendimizi yukarıda bulduk...

turumuz bitince hepimizin yüzünde muzurca bir gülümseme babamıza bakıyoruz...
neden acaba???
ee gezi sona mı erecek ki??
vee babamız beklenen cevabı verdi...
istinye parka gidelim...
bir balık yeriz....
istinye parka gittik ve biraz mağazaları gezdik...
esse indirime girmiş zsare de bu fırsatı değerlendirip renkli muffin kalıpları aldı...
kek yapacakmış...
he bunlardan işte...
bu arada eve gider gtmez de anne hadi kek yapalım demesin mi???
ne yazık ki dolapta yumurtamız kalmamıştı :)

biz de biraz fazla oyalanınca istinye parkta balıkçının kapanışına yetiştik ama servisi kapanmıştı...
dolayısı ile balık yiyemedik..
maalesef hazır bişiler yemek zorunda kaldık :(

zsare o kadar acıkmış ki...
patatesleri çabuk çabuk yedi bitirdi...
pek sağlıklı olmasa da yapacak bişi yok artık....
babamız bize en son bi de dondurma ısmarladı ve gezimizi sonlandırdık....
babamıza kocaman teşekkürlerimizi gönderiyoruz...
 

 




9 Eylül 2011 Cuma

bir avm bir mescit...

bayram tatilinde zsarenin bayram harçlıklarını harcamak biraz da okul alışverişi yapmak için istinye parkın yolunu tuttuk...
içeride biraz fazla oyalanınca namazımızı da burada kılalım dedik...
muhteşem bir sürpriz bizi bekliyordu...


avm yönetimi mesciti daha doğrusu dua odasını harika bir mescite dönüştürmüş....
özel bir çalışma yapmışlar...
zaman gazetesinin cuma ekinde şöyle bahsetmişler...
Mescidin mihrabı için özel kalıp döktürülmüş. Vav harfleriyle süslenen kubbe de özel döküm. Kaya Üçer, "Kubbedeki vav harfleriyle Allah'ın gözü üzerinizde mesajı veriliyor." diyor. Vav'ın ortasından yansıyan ışık amber rengi. Nur anlamını vermek için bunu tercih etmişler. Duvarlardaki hatlarda "Lailahe İllallah ve Muhammeden Resullullah" ve "ikra" yazıyor. Üçer, insanımızın 'oku' emrine ihtiyacı olduğu için bu ayeti yazdıklarını söylüyor ve "İkra, yani oku kelimesini hem Arapça hem de Türkçe yazdık. Bir AVM mescidinden çok daha öte bir çalışma oldu. Sanırım insanlar İstinyepark'a sadece alışverişe değil, bu mescidi görmeye de gidecek." diyor.


zsarem de dua ediyor benimle....


10 Ağustos 2011 Çarşamba

ilk teravih namazı...


Resullullah (SAV) Efendimiz ramazan ayında kılınan teravih namazının fazileti hakkında, "Teravih namazını kılan kimse her gece teravih kıldığı zaman başka hal alır" buyurmuştur.
Dün ramazanın 10 gecesi idi ve teravih namazını kılana "Allah (cc) dünya ve ahiret selameti verilir." müjdesi vardı. biz de buna nail olabilmek için niyetlendik...





zsare için tabi ki bilinçli kılınan ilk teravih namazı değil ama kıldığı ilk teravih namazı...
on bir ayın sultanının gelmesi ile birlikte camilerde teravih namazı coşkusu başladı...
şükürler olsun oturduğumuz semtte ramazanın gelişini sokak etkinlikleri ile, mukabeleler ile, teravihler ile hissedebiliyoruz...
bu durumun çocuklarımızın da farkında olması lazım diye düşünüp orucumu açarken bir bardak su da zsareye verip al kızım orucunu aç diyorum...
nedense yemek yemek istemediği zaman ben oruçluyum diyip yemiyor ama ardından da bir paket çikolata yiyor, hani sen oruçlu değil miydin diyince de yemek değil ki bu diyor :)
zsareyi akşam bizimle beraber camiye götürdük...
çok mutluydu...
namaz boyunca teyzesinin ve benim yanımdan hiç ayrılmadı ve tüm hareketleri yaptı...
hatta yanımızda namaz kılan kızları bayağı bir güldürdü...
aralarda çekilen salavatlara da bağıra bağıra eşlik etmeyi de eksik etmedi...
cami güzel miymiş, yarın da teravih namazı kılmaya gelelim mi sorusuna büyük bir sevinçle eveeeeet diye cevap verdi...
Rabbim namazı hakkıyla kılan kullarından eylesin kızım seni...
inşallah ibadet aşkı içinde hiç sönmesin...


1 Ağustos 2011 Pazartesi

beş günlük izin...

geçen hafta beş gün izinli idik....
hafta sonu ile birleşince dokuz gün...
insan her anını doya doya yaşamak istiyor...
önce yalovaya oradan da armutluya geçmek idi planımız ama malesef yalovada kalacağımız yazlıkta misafirler olduğu için gidemedik...
hayırlısı dedik...
biz de babamızla istanbulda gece gündüz gezdik bu iki gün...
zsare de uyumayıp bize bayağı eşlik etti....
cumartesi göz doktoruna randevumuz olduğu için babamız da işten erken geldi...
fakat yetişemedik...
çünkü zsare yeni uyumuştu kıyamadım uyandırmaya....
uyandığında da yetişemeyeceğimiz için gitmedik...
tatil alışverişimize devam ettik büyük bir zevkle...
akşam da babamızla bahçeşehire gittik...
önce parkta biraz oynadı zsare...
sonra yemek yedik...
biraz da madoda oturup dondurma yedik...
eve döndüğümüzde sanırım gece iki olmuştu...
çok eğlenceli bir gün geçirmişti zsare....
parkta kaydıraktan uçup da yere düşüşünü saymazsak :)

şirinem ve şirine...

derken armutlu günümüzde geldi çattı....
zsare o kadar mutlu ki anlatamam...
deniz, havuz, yeni aldığı mayokinisi, şapkası falan derken tam tatil modunda...
deniz otobüsüne bindik....
bir saat on dakika sonra vardık armutluya...
hemen evimize yerleştik, alışveriş yapıp, yemeğimizi yedik ve hemmen havuza...
akşam dokuz-oniki seansı...
çok eğlenceli idi....
kaydıraklar süperdi...
özellikle üçlü kayınca...
gülmekten çenemiz ağrıdı bile diyebilirim...
zsare de çocuk havuzunda çok mutlu idi...
gökkuşağı kaydırağından kaydı...
her gün önce denize sonra havuza gittik...
biz çok eğlendik...
ramazan öncesi kısa ama güzel bir tatil oldu....
hani bir firmanın sloganı var ya bayılıyorum ona...
hepimiz tatil için çalışıyoruz....
herkese bol tatilli güneşli mutlu huzurlu günler,
güzel ramazanlar dilerim...

20 Temmuz 2011 Çarşamba

birkaç profesyonel çekim...


iş yerimden bir arkadaşım...
dilek...
profesyonel çekim yapıyor...
bize geldiklerinde sağolsun makinesini de getirmişti...
eee karşısında da üç tane birbirinden güzel model olunca o da bol bol bastı deklanşöre...

zsare ve melek yağmur...

zsare ve dila....
ellerine sağlık dilekcim....
çocuklarımıza güzel hatıralar bıraktın...
o kadar çabuk büyüyorlar, o kadar hızlı değişiyorlar ki....
hepsini not etmek, anımsamak gerek ama imkansız....
hiçbir anı unutmasak....
 canım kızım...