8 Ekim 2010 Cuma

zsare ve aserhat ve bisit...

zsare ve arkadaşı aserhat ve bisitleri...


zsare ve  daha önce de bahsettiğim arkadaşı aserhat bisiklet sürmeyi çok seviyorlar...
hem de beraber fotoğrafta görüldüğü üzere:)
aynı bisiklete binerek...
oysa ki ikisinin de bisikleti onların değimi ile bisiti var ama onlar hep bu bisite binmek istiyorlar...
hal böyle olunca, ikisi de aynı anda binmek isteyip ağlamalar başlayınca tek çare aynı anda bisit kullanmak oluyor...
aserhat bu durumdan bazen şikayet etse de bizimkinin keyfi yerinde:)
soğuk havalarda dışarı çıkamayınca apartmanın içinde böyle bisit sürülür, haberiniz olsun...

zsare bisitini dışarıda sürüyor...
yine bir derdi var ama ne ki acaba???
aserhat yok ortalıkta yoksa bisit yarışında zsare arkada mı kaldı???
yok canım böyle bir ihtimali aklınızdan dahi geçirmeyin...
başa baş giderler her zaman...
zaten zsare ağlayarak öne geçer, men men men gidecem diye:)
ne kadar kullandık bu bisikleti...
pilsan öneririm...
tek eksiği kornası yok..
ilk zamanlar zsare çok çalıştı bisitinden ses çıkarmaya ama sonunda kabullendi bir kornasının olmayışını:)
havalar soğudu, kış etkisini  fazlası ile hissettirmeye başladı...
artık apartmanda bisit yarışları başlar...
he bu arada dün akşam apartman görevlisi bisitleri kaldırmış...
apartmanda tutmak yasakmış...
dışarıdaki yere bağlanacakmış...
çok komik bunlar büyük bisiklet değil ki...
en iyisi işimiz bitince içeri almak sanırım...
ama çok tatlılar.....
ilk fotoğrafa dikkatlice bakın, zsare bu arada aserhatı öpüyor, o da yanağını uzatmış gülerek....

1 Ekim 2010 Cuma

zsare işte....

günlerden cuma...
aylardan eylül...
en sevdiğim ay.. dünyaya gözlerimi bu zamanda açtım ben...
bu sene çok yaptım doğum günü...
yaptılar daha doğrusu...
yaşlandım diyorum ama giderek ihtiyarlıyorum diyemiyorum...
sadaece rakamlar büyüyor olmalı....
kızımla her geçen gün yeniden doğuyorum....
herkese teşekkür ederim...

yine eylülde bir gün... hergün olduğu gibi zsareyi kucağıma alıp evden çıktım işe gitmek üzere...
anneannesinin evinin önünden geçtik, uğramadan, her günden farklı olarak...
zsareye sıkı sıkı sarıldım...
bugün benimle...
işe beraber gidiyoruz...
o mutlu ben mutlu sanırım annem de mutlu (dinlenecek bugün) :)
zsareye uzun süredir iş yerimi göstermek istiyordum ama babası pek istemiyordu...
pek kıymetli kızı mikrop kapar diye :)
yarım gün olacağım için iş yerinde izni kopardık babamızdan....
zsare çok heyecanlı, anlatıyorum ona nasıl bir yer olduğunu, sevinçli...
sonunda vardık ofise....
işte zsare işte...
kucaktan kucağa atlayıp zıplıyor....
çok sevdi iş yerini
akşam olup da eve dönünce anneannesi soracak, tekrar gidecen mi işe diye...
o da büyük bir heyecan ve mutlulukla bağırarak evet diyecek...
bir hata yaptım...
dosyaları önüne yığıp onunla ilgilenmeyip sıkmalıydım ki bir daha istemesin, caillou nun annesinin yaptığı gibi...
önünde dosyalar olacağına boya kalemleri defterleri, çikolatalar, pastalar oldu....

23 Eylül 2010 Perşembe

serap&cihan nişan...

kardeşim serap ve cihan Allah'ın izni ile 19.09.2010 pazar günü nişanlandılar...

....serap&cihan....

hayırlısı ile bu günü tamamladık...
genel anlamda güzel bir nişan oldu ama bazı özel isteklerimizi yapmak istemeyen garson ve müdürlere teessüflerimizi yolluyoruz...
benim için de biraz zor bir gün oldu...
zsare gündüz uyumadığı ve bundan dolayı kucağımdan inmediği için kardeşimin nişanında yeterince ilgili olamadım...
bunun için zsareye birşey diyecek değilim ama içimde de kaldı hani...
hayırlısı diyelim artık...
serap da zaten sürekli birşeyler lazım oldukça "annem nerde yaaaaa" diyip durmuş:)
olur böyle telaşlar...

annemle serap yine ne konuşuyorlar???
aaaaaa... ben de poz veriyordum serap çekil önümden.....
cık cık cık...

serap ve cihan mutluydu önemli olan da buydu zaten...
yemekler güzeldi... servis iyiydi...
tesisi dinlemeyip içeride konfeti patlattık...
ama güzel de oldu yaaaaa...
ne yapalım yani elimizde mi kalsaydılar???
o kadar alınmış:)
onlar da inadına mı ne müziğin sesini biraz kıstılar :(
bize her yer karadeniz, müzik az da olsa oynarız dedik de oynadık...
süper yaaaa bu horon...
artık oynamıcam demiştim ama kardeşimin diye tabuları yıktım...

haydi omuzlar kızlar...
yaşayınnn...

bu da minik horon ekibi...
tuana, ethem kayra, zeynep sare...

sanırım zsarenin kulağı kaşınmış :)
tuanacım sana ne oldu, müziğin sesi az geldi, çocuklar havaya giremedi yaaa...
yakışıklı da almış güzel kızları koluna, poza bakın, tarık akan duruşu :)


valla kardeşim sevdeyi de eklemeden geçemicem...


bu da elbisesinin arkadan görünüşü...


bizim kuzenlerin topluluk fotoğrafı çektirme telaşları...
elimdeki en iyi poz bu malesef...
bazımızın yüzü görünmüş bazımızın değil...
he bu arada bunlar bizimkiler, yani içerden...
bi de dışarıdan katılanlar var...
gelinler damatlar....
aaaaaa... bir yabancı var!!!!!
reyhan çık bakayım bizim fotodan sen gelinsin...


bu fotoğraftakiler de dışardan bize katılanlar...
gelin ve damatlar...
bizde bu muhabbet hiç bitmeyecek sanırım:))


zsare arabada....
hadi artık baba eve gidelim der gibi bakıyor babasına....
çok uykusu gelmiş...

*****bu arada en küçük kardeşim şeymanın fotosunu ayrıca ekleyecem inşallah...*****
güzel bir tane bulamadım şimdilik....

serap ve cihana ömür boyu mutluluklar dilerim....

23 Ağustos 2010 Pazartesi

emirgan ve sarı köşk...


dün akşam annemlerle birlikte daha önceden planını yaptığım iftar yemeğine gittik...
emirgan korusu içinde kuş evini andıran sarı köşke...
bayılıyorum şu köşklere....
tarfiğin azizliğine uğramayalım diye bir buçuk saat önce evden çıktık...
45 dakika sonra emirgandaydık....
insanlar ellerinde poşet poşet yiyecekleri iftarlarını emirgan korusunun güzel doğası içinde açmaya gelmişler....
çocuklar özgürlüğün verdiği neşeyle çimlerin üzerinde top oynuyorlar ip atlıyorlar, daha küçükleri parklarda salıncaklarda, kaydıraklarda....
biz de iftara kadar bol bol vaktimiz var diye zsareyi gezdirmeye çıktık....
parka gittik, sallandı kaydı merdivenleri üçer beşer çıkmaya çalıştı....
sonra sarı köşkün önündeki gölete gittik...
birsürü kaz, ördek...
zsare ördeklere bayılıyor...
ördeklere yedirmek için ekmek almıştık....
onları küçük parçalaraayırıp zsareye verdim...
o da büyük bir heyecan ve mutlulukla ördeklere yedirdi...
zaman bayağı ilerledi  ve  annemler de geldiler...
gidip masamıza oturduk...
boğaza nazır güzel bir iftar oldu....
zsarenin masada yaptığı muzurlukları saymazsak tabiii :))

29 Temmuz 2010 Perşembe

mucize ses, güzel sesler....

bu sıralar siyah süt okuyorum, elif şafak...
sekizinci bölümdeyim, bence kitabın okuması en zevkli bölümü...
9 ay 10 gün boyunca...
16. haftadayım, sayın anaç sütlaç hanım birşeyler öneriyor...
birkaç cd, dinlenmesi için...
bunlar bana çok tanıdık geldi...
zsareye hamile iken mehcim bana bunun gibi cdler almıştı...
bebeğin daha iyi gelişmesi kendini daha iyi hissetmesi, rahatlaması için...
dinlemesi benim için pek de hoş değildi...
ama birkaç cdyi de sevmedim değil hani :)
şu su sesleri kuş cıvıltıları çocuk gülüşmeleri gibi insana huzur veren sesler...
bunları bir süre dinledikten ve dinlemeye çalıştıktan sonra Kuran-ı Kerim dinlemeye karar verdik...
işe gidirken her sabah yol boyunca dinliyorduk mehcimle..
bu bana da çok iyi gelmişti...
sabahları bir sakinlik, dinginlik hissettiriyordu...
anne karnında sesleri tabi sadece sesleri değil herşeyi algılayan bebeklere de iyi geldiğini düşünürsek zsare de daha iyi hissetmiştir kendini inşallah...
arabada giderken duyduğumuz korna sesleri, egzos dumanlarının görüntüsü bile kötü hissettirmiyordu....
sanki arabanın içinde ayrı bir dünya vardı...
herşeyden izole olmuş....
bu uygulamaya zsare doğduktan sonra bir sene daha devam ettik...
zsare uyuduğunda yanında dinlemesi için Kuran-ı Kerim açıyordum, hem benim içim daha rahat oluyordu, hem de zsarenin daha huzurlu uyuduğunu düşünüyordum...
malesef buna şuanda devam edemiyorum...
bir ara verdim bir türlü toparlayamadım...
en yakın zamanda uygulamaya yeniden başlamayı diliyorum...
bu mucize bir ses, ama doğa seslerinin de çok etkili olduğu tartşılmaz, osmanlı döneminde olduğu gibi...

22 Temmuz 2010 Perşembe

havuz havuz :)

on temmuz da yola çıktık uzun bir süre gidecek yer aradıktan sonra karar verdiğimiz kızılcahamama ulaşmaya doğru...
zsare çok mutlu...
yazamadım ama iki hafta öce de oylata gitmiştik...
oradan tecrübeli, havuz ne demek...
suyu çok seviyor özellikle havuzları.. ben de memnun bu durumdan:)
ama nerden bilebilirdim ki kızılcahamamda benim de çocuk havuzundan çıkamayacağımı..
çünkü zsare 7/24 havuzda durmak istiyor:)
yaa...
öyle ki ondan büyük yaştaki çocuklar bile zsareye hayretle bakıyorlar...
nasıl da sudan korkmuyor...
ee boyu kadar suya girmiş...
su zsarenin boynuna kadar geliyor, ama korku falan yok maşallah...
diğer çocukların ağlamalarını hayretle izliyor:)
beş yaşlarında bir erkek çocuk gelip bana "bu kız kaç yaşında nasıl burda duruyor, su nerdeyse ağzına girecek" diye hayretle sordu...
zsare de ona gülerek bakıyordu...
zaten milletin onu sevmemesi için yapmadığı kalmadı....
havuzda zsareyi tanımayan yoktu :)
o kadar meşhur olduk...
bu iyi bişi mi kötü mü bilemedim...
havuzun kenarına çıkıp oradan içine atlıyordu, diğer büyüklerden gördüğü gibi...
kaydıraktan kayıp suya ellerimi bile tutmaya ihtiyaç duymadan giriyordu...
simitiyle biraz yüzme çalışması bile yaptık....
öğlen üç saat öğleden sonra iki saat havuzda sefa yaptı...
he bu arada ona bir kere vitamin bardan tost aldım...
bunu keşfeden zsare hadi kızım eve gidelim yemek yiyip tekrar geliriz dediğimde vitamin barı göstererek anne "dost" diye beni uyarmaya bile başladı...
yani hiç de dışarı çıkmamıza gerek yok der gibi:)

9 Haziran 2010 Çarşamba

serap & cihan




 06.06.2010...
yağmurlu bol bereketli bir pazar akşamı...
yaşadığımız tüm koşuşturmaların, hazırlıkların, heyecanların ve onlar için bilmem kaç yılın sonunda yaşadıkları güzel bir gün...
tatlı bir gün...
birbirlerine söz verdikleri gün...
parmaklarına bağlandıklarının emaresi yüzüklerini taktıkları gün...
annemin çok duygulanıp ağladığı gün...
babamın içinin eridiği gün...
benim çok sevdiğim kardeşimin mutluluğunu görüp mutlu olduğum gün...
mehmedin pabucum dama atılıyor diye üzüldüğü gün...
evimizin tatlı bir kalabalık gördüğü gün...
tüm gözlerin sevinçle güldüğü gün...
ceydanın onlar için hazırladığı kalpli, üzerinde serap & cihan yazan kurabiyelerin ikram edildiği gün...
bülent abinin bol bol servis yaptığı ve gelip geçerken serapa bol bol takıldığı gün...
özenli damadın elbisenin renginden olsun, serap üzülmesin diye kumaştan diktirdiği kravatını taktığı gün...
serapın çok yoğun okul programından aralara sıkıştırıp üç gün provalara gittiği elbisesini giydiği gün...
ikisinin birbirine çok yakıştığı gün...
Rabbimin onları birbirine yazısını bizim de gördüğümüz gün...
babamın ikinci kızının sözlendiği, yuvadan yavaş yavaş uçmaya başladığı gün...










canım gibi sevdiğim kardeşime ve damadımız cihana ömür boyu mutluluklar diliyorum...
Rabbim tamamına erdirsin...
hayırlı, mutlu bir gelecekleri olsun...