23 Ağustos 2010 Pazartesi

emirgan ve sarı köşk...


dün akşam annemlerle birlikte daha önceden planını yaptığım iftar yemeğine gittik...
emirgan korusu içinde kuş evini andıran sarı köşke...
bayılıyorum şu köşklere....
tarfiğin azizliğine uğramayalım diye bir buçuk saat önce evden çıktık...
45 dakika sonra emirgandaydık....
insanlar ellerinde poşet poşet yiyecekleri iftarlarını emirgan korusunun güzel doğası içinde açmaya gelmişler....
çocuklar özgürlüğün verdiği neşeyle çimlerin üzerinde top oynuyorlar ip atlıyorlar, daha küçükleri parklarda salıncaklarda, kaydıraklarda....
biz de iftara kadar bol bol vaktimiz var diye zsareyi gezdirmeye çıktık....
parka gittik, sallandı kaydı merdivenleri üçer beşer çıkmaya çalıştı....
sonra sarı köşkün önündeki gölete gittik...
birsürü kaz, ördek...
zsare ördeklere bayılıyor...
ördeklere yedirmek için ekmek almıştık....
onları küçük parçalaraayırıp zsareye verdim...
o da büyük bir heyecan ve mutlulukla ördeklere yedirdi...
zaman bayağı ilerledi  ve  annemler de geldiler...
gidip masamıza oturduk...
boğaza nazır güzel bir iftar oldu....
zsarenin masada yaptığı muzurlukları saymazsak tabiii :))

29 Temmuz 2010 Perşembe

mucize ses, güzel sesler....

bu sıralar siyah süt okuyorum, elif şafak...
sekizinci bölümdeyim, bence kitabın okuması en zevkli bölümü...
9 ay 10 gün boyunca...
16. haftadayım, sayın anaç sütlaç hanım birşeyler öneriyor...
birkaç cd, dinlenmesi için...
bunlar bana çok tanıdık geldi...
zsareye hamile iken mehcim bana bunun gibi cdler almıştı...
bebeğin daha iyi gelişmesi kendini daha iyi hissetmesi, rahatlaması için...
dinlemesi benim için pek de hoş değildi...
ama birkaç cdyi de sevmedim değil hani :)
şu su sesleri kuş cıvıltıları çocuk gülüşmeleri gibi insana huzur veren sesler...
bunları bir süre dinledikten ve dinlemeye çalıştıktan sonra Kuran-ı Kerim dinlemeye karar verdik...
işe gidirken her sabah yol boyunca dinliyorduk mehcimle..
bu bana da çok iyi gelmişti...
sabahları bir sakinlik, dinginlik hissettiriyordu...
anne karnında sesleri tabi sadece sesleri değil herşeyi algılayan bebeklere de iyi geldiğini düşünürsek zsare de daha iyi hissetmiştir kendini inşallah...
arabada giderken duyduğumuz korna sesleri, egzos dumanlarının görüntüsü bile kötü hissettirmiyordu....
sanki arabanın içinde ayrı bir dünya vardı...
herşeyden izole olmuş....
bu uygulamaya zsare doğduktan sonra bir sene daha devam ettik...
zsare uyuduğunda yanında dinlemesi için Kuran-ı Kerim açıyordum, hem benim içim daha rahat oluyordu, hem de zsarenin daha huzurlu uyuduğunu düşünüyordum...
malesef buna şuanda devam edemiyorum...
bir ara verdim bir türlü toparlayamadım...
en yakın zamanda uygulamaya yeniden başlamayı diliyorum...
bu mucize bir ses, ama doğa seslerinin de çok etkili olduğu tartşılmaz, osmanlı döneminde olduğu gibi...

22 Temmuz 2010 Perşembe

havuz havuz :)

on temmuz da yola çıktık uzun bir süre gidecek yer aradıktan sonra karar verdiğimiz kızılcahamama ulaşmaya doğru...
zsare çok mutlu...
yazamadım ama iki hafta öce de oylata gitmiştik...
oradan tecrübeli, havuz ne demek...
suyu çok seviyor özellikle havuzları.. ben de memnun bu durumdan:)
ama nerden bilebilirdim ki kızılcahamamda benim de çocuk havuzundan çıkamayacağımı..
çünkü zsare 7/24 havuzda durmak istiyor:)
yaa...
öyle ki ondan büyük yaştaki çocuklar bile zsareye hayretle bakıyorlar...
nasıl da sudan korkmuyor...
ee boyu kadar suya girmiş...
su zsarenin boynuna kadar geliyor, ama korku falan yok maşallah...
diğer çocukların ağlamalarını hayretle izliyor:)
beş yaşlarında bir erkek çocuk gelip bana "bu kız kaç yaşında nasıl burda duruyor, su nerdeyse ağzına girecek" diye hayretle sordu...
zsare de ona gülerek bakıyordu...
zaten milletin onu sevmemesi için yapmadığı kalmadı....
havuzda zsareyi tanımayan yoktu :)
o kadar meşhur olduk...
bu iyi bişi mi kötü mü bilemedim...
havuzun kenarına çıkıp oradan içine atlıyordu, diğer büyüklerden gördüğü gibi...
kaydıraktan kayıp suya ellerimi bile tutmaya ihtiyaç duymadan giriyordu...
simitiyle biraz yüzme çalışması bile yaptık....
öğlen üç saat öğleden sonra iki saat havuzda sefa yaptı...
he bu arada ona bir kere vitamin bardan tost aldım...
bunu keşfeden zsare hadi kızım eve gidelim yemek yiyip tekrar geliriz dediğimde vitamin barı göstererek anne "dost" diye beni uyarmaya bile başladı...
yani hiç de dışarı çıkmamıza gerek yok der gibi:)

9 Haziran 2010 Çarşamba

serap & cihan




 06.06.2010...
yağmurlu bol bereketli bir pazar akşamı...
yaşadığımız tüm koşuşturmaların, hazırlıkların, heyecanların ve onlar için bilmem kaç yılın sonunda yaşadıkları güzel bir gün...
tatlı bir gün...
birbirlerine söz verdikleri gün...
parmaklarına bağlandıklarının emaresi yüzüklerini taktıkları gün...
annemin çok duygulanıp ağladığı gün...
babamın içinin eridiği gün...
benim çok sevdiğim kardeşimin mutluluğunu görüp mutlu olduğum gün...
mehmedin pabucum dama atılıyor diye üzüldüğü gün...
evimizin tatlı bir kalabalık gördüğü gün...
tüm gözlerin sevinçle güldüğü gün...
ceydanın onlar için hazırladığı kalpli, üzerinde serap & cihan yazan kurabiyelerin ikram edildiği gün...
bülent abinin bol bol servis yaptığı ve gelip geçerken serapa bol bol takıldığı gün...
özenli damadın elbisenin renginden olsun, serap üzülmesin diye kumaştan diktirdiği kravatını taktığı gün...
serapın çok yoğun okul programından aralara sıkıştırıp üç gün provalara gittiği elbisesini giydiği gün...
ikisinin birbirine çok yakıştığı gün...
Rabbimin onları birbirine yazısını bizim de gördüğümüz gün...
babamın ikinci kızının sözlendiği, yuvadan yavaş yavaş uçmaya başladığı gün...










canım gibi sevdiğim kardeşime ve damadımız cihana ömür boyu mutluluklar diliyorum...
Rabbim tamamına erdirsin...
hayırlı, mutlu bir gelecekleri olsun...

27 Mayıs 2010 Perşembe

turkuazoo...

geçen pazar günü mehcim zsare balıkları çok sevdiği için bizi, turkuazoo ya götürdü...
zsare arabada uyuyunca biz de biraz forum istanbulu gezdik...
uyanınca da bir kahve molası verelim dedik...
zsare ye de bir tost söyledik...
zsare dışarıda böyle oturmaları falan çok seviyor...
ayrı bir havalara giriyor büyümüş büyümüş...
bir kahve molasından sonra baladık turkuazoo yu gezmeye...

büyük bir mekan birçok balık...
birbirinden değişik ve ilginç balıkları görünce Rabbime bir kez daha şükrettim...
maviliklerin derinliklerinde ne de çok canlı yaşıyormuş...
akvaryumun ilk bölümünde Mekong ve Amazon Nehri'nden getirilen tatlı su balıkları ikinci bölümünde ise köpek balıkları ve nesli tükenen orfoz yer almakta...
turkuazoo yu gezerken ayrı bir dünyaya giriyorsunuz, dalgıçlık falan yapmıyorsanız bu güzellikleri görmenin en kolay yolu bu sanırım...
on bine yakın canlı olan turkuazoo da süslü inek balığı, mercan, 2-3 m boyundaki  Sand Tiger ve kırmızı gözlü piranalar eee ve de tabi ki köpek balığı en çok dikkatimizi çekenler oldu...
ilginç bilgiler edinebilirsiniz burada, mesela köpek balıkları günde 5 kilo balık yiyorlarmış...

ve de karınları tokken kimseyi de yemiyorlar:)
bu arada balıkların yanında yüzme imkanınız var...
dalgıçlar zsarenin dikkatini çekti...
sanırım bu balıkların içinde insanların ne işi var diye düşündü??
zsareye bol bol el salladılar o da onlara... ama şaşkın bir yüz ifadesiyle:)
çocukların gezmesi gereken güzel, büyük bir akvaryum...
turkuazoo dünyadaki en uzun balık tünellerinden biri...
iyi gezmeler...


12 Nisan 2010 Pazartesi

annişko...

benim tatlı kızıma babası bir türlü baba dedirtemezken, sürekli babasına da anne derken cumadan beri diline (nereden duyduysa??) annişko dolamış :)
annişko annişko ortalıkta dolaşıyor...
anneannesine de daha önce annane derken şimdi ona da annişko demeye başladı...
sabah uyanıyor yatağından bağırıyor, annişşşkooo.....
tahmin edersiniz bende de bir mutluluk bir mutluluk efendim kızım uyandım mı, iyi uyuyabildin mi?
günün aydın olsun...
daha neler neler :)
bir yere uzanmak istiyor uzanamayınca annişkooooo....
ben tabi hemen mest, evet kızım gel alalım yapalım....
bu iş böyle giderse her dediğini yapmak zorunda kalcam...
sonumuz hayrolsun:)
bugünlerde zaten bir şımarıklık var üstünde...
durup dururken kendisini yere atıyor sonra ıh ıh, yani acıdı sözde:)
ben de hemen ah kızım düştün mü? hemen elini dizini öpüyorum, seviniyor...
bir iki dakika sonra yine yerde ıh ıh:)
suratının girdiği binbir hali görseniz nasıl yani dersiniz bir buçuk yaşında bir çocuk mu bunları yapıyor??
büyümüş de küçülmüş bu küçükler :)
çok tatlısın kızım...

5 Nisan 2010 Pazartesi

merdivenleri çok seviyorum:)


zsare ve arkadaşı aserhat beraber dışarıda vakit geçirmeyi çok seviyorlar...
zannetmeyin ki ortak oyun oynuyorlar sadece tahterevallide ortak oluyorlar....
en çok da parkta değil de bahçede oynamayı seviyorlar...
çiçeklere cici yapıyor zsare, çimenlerin üzerinde koşuyor, merdivenleri çıkıp iniyor...
biraz düşüyor biraz şap şap sulara basıyor biraz biryerlere tırmanmaya çalışıyor...
aserhat da havuzların kenarında sulara bakıyor, hiç korkmadan koskoca havuzun içine atlamaya çalışıyor:)



işte aserhat ve zsare merdivenleri tırmanmaya çalışıyorlar...
en sevdikleri aktivitelerden biri...
ne kadar masum görünseler de bir de bunun aşağı inişi var...
annelerin ellerinden tutmadan büyüdük havalarıyla :)